Bilişim Sistemlerinin, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçu
- Enes TEKER
- 3 gün önce
- 7 dakikada okunur

Teknolojinin hızla geliştiği günümüzde, klasik suç yöntemleri yerini daha karmaşık ve dijital araçların kullanıldığı eylemlere bırakmıştır. Türk Ceza Kanunu (TCK), bu değişime ayak uydurarak dolandırıcılık suçunun "bilişim sistemleri" veya "banka ve kredi kurumları" vasıtasıyla işlenmesini, suçun işleniş kolaylığı ve yarattığı toplumsal zarar nedeniyle "nitelikli hal" olarak düzenlemiştir. Kanun koyucu, teknolojinin getirdiği riskleri öngörerek bu eylemleri daha ağır cezalarla yaptırım altına almıştır.
Dolandırıcılık Suçu
Dolandırıcılık suçu, özü itibarıyla malvarlığına karşı işlenen bir suç olmakla birlikte, mağdurun irade özgürlüğünü de hedef almasıyla hırsızlık veya güveni kötüye kullanma suçlarından ayrılır. Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürmesi ve bu hata sonucunda mağdurun veya bir başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Bu suç tipini diğer malvarlığı suçlarından ayıran temel husus, eylemin "aldatma" temeline dayanmasıdır. Kanun koyucu, hilenin tanımını yapmayarak bu hususu öğreti ve uygulamaya bırakmıştır. Ancak Yargıtay uygulamasına göre hile, "nitelikli bir yalan" olarak tanımlanmaktadır. Basit bir yalan dolandırıcılık suçunu oluşturmaz; fail tarafından sergilenen hileli davranışın belli oranda ağır, yoğun, ustaca olması ve mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte olması gerekir.
Suçun oluşması için şu şartların birlikte gerçekleşmesi zorunludur:
Failin hileli davranışlarda bulunması,
Hileli davranışların mağduru aldatabilecek nitelikte olması,
Failin bu davranışlar sonucunda mağdur veya başkası aleyhine haksız bir yarar sağlaması.
Bilişim Sistemleri ve Bankaların Araç Olarak Kullanılması
Dolandırıcılık suçunun bilişim sistemleri veya bankalar aracılığıyla işlenmesi, TCK’nın 158/1-f maddesinde "nitelikli hal" olarak kabul edilmiştir. Bunun temel gerekçesi, bu araçların sağladığı kolaylık, hızlı hareket imkânı ve mağdur üzerindeki "güven" etkisidir.
a. Bilişim Sistemlerinin Araç Olması
Bilişim sistemi, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tabi tutma olanağı veren manyetik sistemler olarak tanımlanır. Günümüzde internet bankacılığı, e-ticaret siteleri ve sosyal medya platformları bu kapsamda değerlendirilmektedir. Bu sistemlerin suçta araç olarak kullanılması, failin kimliğini gizlemesini kolaylaştırdığı gibi, aynı anda birçok kişiye ulaşmasını da sağlamaktadır.
Bilişim sisteminin kendisi aldatılamaz. Eğer fail, sisteme girip verileri değiştirerek çıkar sağlıyorsa (bir insanı aldatmadan), bu durum "bilişim suçu" veya "bilişim sistemi kullanılarak hırsızlık" olarak değerlendirilir. Dolandırıcılık hükmünün uygulanabilmesi için, sistem araç olarak kullanılarak gerçek bir insanın (muhatabın) aldatılması şarttır.
Sanal pazaryeri ve ilan dolandırıcılığı, bilişim sistemlerinin (internet siteleri, sosyal medya) en yaygın kullanıldığı yöntemdir. Fail, elinde olmayan bir aracı, elektronik eşyayı veya tatil hizmetini cazip fiyatlarla ilana koyar. Bilişim sisteminin sağladığı fotoğraf, video ve sahte yorum ekleme özellikleri kullanılarak mağdurda güven oluşturulur. "Kapora" veya "ürün bedeli" adı altında para alındıktan sonra iletişim kesilir. Burada bilişim sistemi, mağdura ulaşmanın ve onu kandırmanın temel aracıdır.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2017/9901 Esas, 2019/15168 Karar
Sanığın www.sahibinden.com isimli internet sitesinden HP marka dizüstü bilgisayar için satılık ilanı verdiği, ilanı gören katılanın sanıkla irtibata geçtiği, öncelikli olarak 300TL parayı PTT aracılığı ile gönderilmesi kalanının kargodan paketi alınca ödenmesi hususunda anlaşmaları üzerine katılan 300 TL parayı gönderdiği, kargodan gelen paketi açtığında bilgisayar yerine bir top A4 kağıdı çıktığı ve sanığın bir daha ulaşılamadığının iddia edildiği olayda; sanığın eyleminin; TCK’nın 158/1-f mad. “Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle” nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması yasaya aykırıdır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/15203 Esas, 2021/10106 Karar
Katılanın internet sitesinden satılık araç gördüğü ve ilanda yer alan telefon numarasını aradığı, telefonla yaptığı pazarlık üzerine anlaştıkları ve kendisinden istenilen 100 TL kaporayı söylenilen hesap numarasına gönderdiği, katılan görüştüğü telefon numarasını tekrar aradığında telefonlarına cevap verilmediği, bu suretle sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında; sanığın internet sitesine ilan vererek bu sistem üzerinden katılandan menfaat temin etmesine göre, bilişim sistemi olan internetin araç olarak kullanıldığının anlaşılması karşısında; eyleminin TCK’nin 158/1-f mad."bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması, yasaya aykırıdır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/13431 Esas, 2021/6697 Karar
Olay tarihinde katılanın tatil yapmak için internette otel araştırırken ... Turizm'in aracılık ettiği Alanya ilçesinde faaliyet gösteren ... Otel'de tatil yapmaya karar verdiği, ... Turizm'in web sitesinde yer alan telefon numaralarını arayarak kendisinin ... olduğunu söyleyen sanık ile görüştüğü, varılan anlaşma üzerine rezervasyon yapılmadan önce müştekinin sanığa ait ... Bankası A.Ş. ... şubesinde bulunan hesabına 4 gün konaklama bedeli olan 630TL havale ettiği, bunun üzerine, sanığın işlemleri başlatacağını ve faks çekeceğini söylediği, ancak daha sonra katılanın sanığa ulaşamadığı, bu surette sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında; sanığın internet sitesine ilan vererek bu sistem üzerinden katılandan menfaat temin etmesine göre, bilişim sistemi olan internetin araç olarak kullanıldığının anlaşılması karşısında; eyleminin TCK’nin 158/1-f mad. "bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması yasaya aykırıdır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/17211 Esas, 2024/11892 Karar
Sanığın bir internet sitesinden kiralık villa ilanı vererek, şikayetçinin kendisi ile telefonla iletişime geçmesi üzerine 200 TL kapora istediği, şikayetçinin de yatırdığı, akabinde sanığa tekrar ulaşamadığı, sanığın eyleminin 5237 s. TCK'nun 158/1-f maddesi kapsamındaki "bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçunun oluştuğu hususlarının anlaşılması karşısında, yanılgılı değerlendirme ile aynı Kanun'un 158/1-g maddesine göre hüküm kurulması kanuna aykırıdır.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2017/23355 Esas, 2020/5325 Karar
Sanığın ...market.com isimli internet sitesinden cep telefonu satışı ilanı verdiği, ilanı gören müştekinin sanıkla irtibata geçtiği ve cep telefonu siparişi verdiği, sanığın göndermiş olduğu kargo karşılığı 170,00 TL parayı ödediği, kargoyu açtığında pakette kulaklık olduğunu anladığı, bilahare sanığa ulaşamadığı bu suretle sanığın eyleminin; TCK’nın 158/1-f mad. “Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle” nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması yasaya aykırıdır.
b. Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olması
Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması, bu kurumların toplum nezdindeki güvenilirliğinden failin yararlanması anlamına gelir. Ancak her banka kullanımı bu suçu oluşturmaz. Suçun oluşması için bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden (çek, kredi kartı, teminat mektubu vb.) hileli araçlar kullanılarak yararlanılması gerekir. Eğer banka sadece bir "ödeme aracı" olarak kullanılmışsa (örneğin dolandırılan paranın sadece havale edilmesi durumu), bu nitelikli hal uygulanmayabilir. Failin, bankanın varlığını veya materyallerini (örneğin sahte çek, sahte dekont) hile aracı olarak kullanarak mağduru kandırması esastır.
Banka çeki, teminat mektubu veya kredi kartı gibi bankaya ait maddi varlıkların sahteleri üretilerek piyasada kullanılabilmektedir. Mağdur, elindeki belgenin bir "banka çeki" olduğuna güvendiği için malını teslim eder. Burada bankanın kurumsal kimliği ve evrakı, hilenin inandırıcılığını artıran temel unsurdur.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2021/1625 Esas, 2021/7237 Karar
Sanığın savunmalarında, suça konu çeki mağdurun ortaklarından aldığını, çekin sahte olduğunu bilmediğini belirtmesine karşın, çeki aldığını iddia ettiği kişilere ait açık kimlik ve adres bilgilerinin tespitine yarar herhangi bir somut bilgi veremediği, çeki hangi hukuki ilişki karşılığında aldığını açıklayamadığı, bu konudaki beyanlarının aşamalarda çelişkili olduğu ve bununla ilgili herhangi bir fatura, irsaliye veya belge sunamadığı anlaşılmakla; sanığın, katılanla olan ticari ilişki sırasında aldatıcılık kabiliyetini haiz, unsurları tamam olan sahte çeki vermek şeklinde gerçekleşen eylemi nedeniyle, bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatına hükmedilmesi yasaya aykırıdır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/21036 Esas, 2025/6589 Karar
Sanığın, katılandan satın almış olduğu hayvan yemine karşılık olarak tamamen sahte olarak üretilmiş 6850 TL bedelli suça konu çeki verdiği, çekin bankaya ibrazında sahte olduğunun tespit edildiği iddia olunan olayda; sanığın çeki almış olduğunu iddia ettiği kişiyi ispatlayamadığı ve tamamen sahte olarak üretilen çeki katılana vererek haksız menfaat temin ettiği anlaşılmakla, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 158/1.f-son mad. "bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçundan mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken beraatine hükmedilmesi hukuka aykırıdır.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2014/24029 Esas, 2017/11311 Karar
Sanığın, sahte çek kullanarak suçu işlediği anlaşıldığından eyleminin TCK'nın 158/1-f mad. "bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde aynı kanunun 158/1-h maddesi gereğince Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması yasaya aykırıdır.
Suçun Kanuni Dayanağı: TCK m.158/1-f, Suçun Cezası ve Hukuki Sonuçları
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık suçunu düzenler. TCK 158/1-f kapsamındaki suçlarda, hapis cezasının alt sınırı güncel yasal değişikliklerle 4 yıl olarak uygulanmakta olup, ceza 10 yıla kadar çıkabilmektedir. Hapis cezasının yanı sıra, suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olmamak üzere adli para cezasına da hükmedilmektedir.
Şahsi Cezasızlık ve Etkin Pişmanlık Halleri
Bilişim sistemlerinin veya bankaların araç olarak kullanılması suretiyle işlenen nitelikli dolandırıcılık suçunda kanun koyucu, fail ile mağdur arasındaki akrabalık ilişkilerini ve suç sonrası failin sergilediği olumlu tutumu ceza adaleti açısından özel olarak değerlendirmiştir.
a. Şahsi Cezasızlık ve Cezada İndirim Sebebi (TCK m. 167)
Dolandırıcılık suçunun; haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, üstsoy veya altsoyunun veya bu derecedeki kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen ya da evlatlığın, aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin zararına işlenmesi halinde, fail hakkında cezaya hükmolunmaz. Suçun, haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aralarında aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derece kayın hısımlarının zararına işlenmesi halinde ise; şikayet üzerine verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu düzenleme, aile bağlarının korunması amacıyla getirilmiş bir "şahsi cezasızlık" nedenidir.
b. Etkin Pişmanlık (TCK m. 168)
Nitelikli dolandırıcılık suçunun tamamlanmasından sonra, ancak bu nedenle dava açılmadan önce; failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Etkin pişmanlığın hüküm verilmeden önce (dava açıldıktan sonra) gerçekleşmesi durumunda ise verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir. Önemli olan husus, zararın giderilmesinin failin özgür iradesine dayanması ve mağdurun malvarlığındaki eksilmenin telafi edilmesidir. Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için mağdurun rızası şarttır.
Ceza Soruşturması ve Kovuşturma Süreci
Bilişim sistemlerinin veya bankaların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu (TCK m.158/1-f), kural olarak resen takip edilen bir suçtur ve herhangi bir şikayet süresine tabi değildir. Ancak bu durumun istisnası, TCK’nın 167/2. maddesinde düzenlenen "akrabalık ilişkileri" halidir; eğer suç bu maddede belirtilen (ayrı yaşayan kardeşler, aynı konutta yaşayan amca, dayı, yeğen vb.) hısımlar aleyhine işlenmişse soruşturma yapılması şikayete bağlıdır.
Uzlaştırma: TCK 158/1-f maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçu, uzlaştırma kapsamında değildir. Suçun temel hali (TCK m.157) uzlaştırmaya tabi olsa da, bilişim veya banka araç olarak kullanıldığında kamu davası doğrudan yürütülür.
Görevli Mahkeme: 25.12.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 7571 sayılı Kanun ve ardından gelen 27 Aralık 2025 tarihli HSK Kararı (No: 2275) ile bu suçların yargılamasında önemli bir görev değişikliğine gidilmiştir. Karar uyarınca, TCK m.158 kapsamında işlenen nitelikli dolandırıcılık suçlarına bakmakta olan ağır ceza mahkemelerinin ihtisas görevleri kaldırılmıştır. Yeni düzenleme ile bu suçlardan açılacak davaların artık mahalde bulunan Asliye Ceza Mahkemelerine genel tevziden eşit olarak dağıtılmasına karar verilmiştir.
Yetkili Mahkeme: Suçun işlendiği yer mahkemesi yetkili olmakla birlikte, bilişim sistemleri kullanıldığında mağdurun bulunduğu yer mahkemesi de yetkili kabul edilebilmektedir.



