Lütfen yorumlarınızı, önerilerinizi veya düzeltmelerinizi iletmekten çekinmeyin.

Suriye Uyruklu Kişilerin Türkiye'de Taşınmaz Mal Alımı ve Sahip Oldukları Malların Durumu


Suriye Uyruklu Kişilerin Türkiye'deki Taşınmazları

Suriye Uyruklu Kişilerin Türkiye'de Taşınmaz Mal Alımı ve Sahip Oldukları Taşınmaz Mallara Yönelik Hukuki Değerlendirme


Çek Cumhuriyeti vatandaşı ve doğum yerleri Suriye Arap Cumhuriyeti olan ve artık müvekkillerim diyebileceğim bir çiftin 2015 yılında Türkiye'de edindikleri taşınmazlar ile ilgili olarak Al Jazeera ve diğer birkaç TV kanalında edindikleri taşınmazlara Türkiye Cumhuriyeti devleti tarafından her an veya vefatlarından sonra el konulabileceği şeklindeki haberleri görmeleri üzerine paniğe kapılıp iletişime geçmeye çalışmaları ve konuyla ilgili tartışmaların farklı yerlerde de ortaya çıkması üzerine bu kısa yazıyı kaleme alıyorum. Zaten yabancı uyruklu kişilerin Türkiye'de taşınmaz edinmesi hem akademisyenler arasında hem de uygulamada sürekli üzerinde konuşulan ve tartışılan bir konu olmuş ve bu mesele üzerine geçmişten günümüze çeşitli makaleler yazılmıştır.


Yabancı Uyruklu Kişilerin Türkiye'de Taşınmaz Edinmesinin Hukuki Temeli

Yabancı uyruklu kişilerin ülkemizde taşınmaz mal alımı temelde 22/12/1934 tarihli ve 2644 sayılı Tapu Kanunu'nda düzenlenmiştir. Ancak bu kanunun kabul edildiği tarihten günümüze kadar konu ile ilgili farklı düzenlemeler de getirilmiştir. Getirilen yeni düzenlemelerin en önemlisini kuşkusuz 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 35. Maddesinde değişikliğe sebep olan ve 18 Mayıs 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6302 sayılı Kanun'dur. Bu kanun ile uzun süre uygulanan ve uluslararası hukukun temel ilkelerinden olan mütekabiliyet bir diğer deyişle karşılıklılık ilkesi kanun metninden çıkarılmış olup hangi ülke vatandaşı olan yabancı uyrukluların Türkiye'de taşınmaz edinebileceği ve hangi koşullar altında edinebilecekleri uluslararası ikili ilişkileri ve ülke menfaatlerinin gerektirdiği halleri (yatırımı artırma vs.) dikkate alan devlet başkanının kararına bırakılmıştır. Günümüzde Suriye uyruklu kişiler hariç, Arap ve İslam devletlerinin vatandaşlarının Türkiye'de taşınmaz mal edinimi mümkün hale gelmiştir.


Mütekabiliyet, karşılıklı olma durumu anlamına gelen diplomatik bir terimdir. Uluslararası ilişkilerde maruz kalınan davranışa aynı şekilde karşılık verme prensibini tanımlar. Bu ilkenin en sık dile getirilen örneklerinden biri devletler arası vize uygulamalarıdır.


Suriye Uyruklu Kişilerin Türkiye'de Taşınmaz Mal Alımı ve Sahip Oldukları Taşınmaz Malların Durumu


Türkiye ve Suriye arasında taşınmaz mal edinimine ilişkin sorunlar 1920'lere kadar uzanmaktadır. Suriye yasalarının mülkiyet hakkına izin vermemesi ve bu hak üzerinde ciddi kısıtlamalar koyması, yabancıların miras yoluyla taşınmaz mal elde edememesi gibi hususlar birçok Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının zarara ve hak kayıplarına uğramasına sebebiyet vermiştir. Yaşanılan bu olumsuz gelişmeler sebebiyle 28.05.1927 tarih ve 1062 sayılı kanun ile Suriye uyruklu bütün özel ve tüzel kişilerin Türkiye'de olan bütün taşınmaz ve bir kısım taşınır mallarına el konulmuş ve Suriye uyruklu kişilerin taşınmaz mal alımı da yasaklanmıştır. Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce Suriye uyruklu kişilerin Türkiye’de edindikleri taşınmaz mallara ilişkin olarak tapu kayıtlarında ''1062 Şerhi'' adı verilen şerh konulmuş ve bu taşınmazların tasarruf yetkisi Milli Emlak Genel Müdürlüğü'ne verilmiştir. Her ne kadar iki devlet arasında bahsedilen sorunların çözümüne yönelik görüşmeler yapılmışsa da kesin bir çözüm hala üretilememiştir. Yaklaşık son 11 yıldır Suriye'de devam eden iç savaş çok daha ciddi sorunları beraberinde getirdiğinden bu sorunlara yakın bir tarihte çözümler geleceği umuduna kapılmak mümkün değildir. Geçmişte Türkiye ile Lübnan, Arnavutluk, Bulgaristan ve Yunanistan arasında da benzer sorunlar yaşanmıştı. Uygulamada söz konusu yasağa rağmen taşınmaz edinen Suriye uyruklu kişilerin daha sonra edindikleri taşınmazlara el konulması ihtimali bulunmaktadır. Kişilerin üçüncü bir devletin vatandaşlığına sahip olması da edindikleri taşınmazlara el konulması ihtimalini ortadan kaldırmamaktadır.


Yakın tarihte konuyla ilgili olarak T.C. Çevre, Şehircilik Ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Yabancı İşler Dairesi Başkanlığı'nın 17.09.2021 tarihli ve E-36189470-125.01.01-1475992 sayılı talimatında "...taraflardan birinin birden fazla vatandaşlığa sahip olduğu ve bunlar arasında Suriye vatandaşlığının da bulunduğunun başvurusu sırasında başvuran kişinin sunduğu belgelerden, başvuran kişinin beyanından ya da işlem sırasında yapılan sorgulamalardan anlaşılması (Örneğin; kişi İsveç pasaportu ya da ülke kimliği ile başvurmuş olup da YKN belirlenmesi aşamasında GöçNet kayıtlarında aynı zamanda Suriye uyruklu olduğunun tespit edilmesi veya MERNİS kaydından aynı zamanda Suriye uyruklu olduğunun anlaşılması) ya da ilgilisince bu durumun ifade edilmesi hallerinde, işlem tesis edilmeden önce Milli Emlak Genel Müdürlüğüne konunun intikal ettirilerek alınacak görüşe göre işlemlere yön verilmesi gerekmektedir." denilmiştir.


T.C. Çevre, Şehircilik Ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Yabancı İşler Dairesi Başkanlığı'nın haberlere de yansıyan 16.11.2021 tarihli yazısında ise çoklu vatandaşlığa sahip kişinin aynı zamanda Türk vatandaşı olması halinde(Suriye dahil) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 13. ve 35. Maddeleri dikkate alındığında kişinin çifte vatandaşlık durumuna bakılmaksızın tüm tapu işlemlerinin Türk vatandaşlarının tabi olduğu usuller çerçevesinde karşılanması, çoklu vatandaşlığa sahip kişinin vatandaşlıklarından birinin taşınmaz mal edinimine izin verilmeyen bir ülkeye bağlı olması(Türkiye Cumhuriyeti dışında iki devlet vatandaşı) halinde işlemlerin yapılmaması talimatı verilmiştir. Ayrıca Anayasa md. 35 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ekli 1 no'lu Protokol gereği bu talimattan önce ve ancak 25.06.2012 tarihinden sonra (mütekabiliyet ilkesi kalkmış olduğundan) edinilmiş olan taşınmazların malikinin, aynı zamanda taşınmaz edinimine izin verilmeyen veya kısıtlı olarak izin verilen ülkelerden birinin vatandaşı olması durumunda, taşınmaz edinimine esas alınan vatandaşlık dikkate alınarak işlem taleplerinin tapu müdürlüklerince yapılması söylenmiştir. Suriye vatandaşlarının tapu sicilinde kayıtlı olan ya da miras, verasete ilişkin mahkeme kararı v.s. yollarla adlarına intikal eden taşınmazlarının devri ve üzerinde ayni hak tesisine ilişkin her türlü talepleri ile bu taşınmazlara ilişkin mahkeme kararlarına dayanan diğer taleplerinin ise Genel Müdürlükten sorulması istenmiş ve yeni taşınmaz edinim taleplerinin de Suriye ülkemizde taşınmaz edinebilecek ülkeler listesinde olmadığından doğrudan reddedilmesi gerektiği ifade edilmiştir.


Sonuç olarak halihazırda hangi devlet vatandaşı olduğu fark etmeksizin Suriye uyruklu kişilerin Türkiye'de taşınmaz elde edemeyeceği, Suriye uyruklu kişilerin Türk vatandaşı olması halinde Türk vatandaşları gibi taşınmaz elde etmelerinin mümkün olduğu, Suriye uyruklu ve aynı zamanda Türkiye'de taşınmaz mal alımına izin verilen ülkelerden birinin vatandaşı olan ve izin verilen ülkenin pasaportu ile taşınmaz mal edinen bir kişinin 25.06.2012 ile 16.11.2021 tarihleri arasında edindiği taşınmazların korunacağı, vefat halinde mirasçıların Suriye uyruklu olması halinde terekede bulunan taşınmazların kendiliğinden mirasçılar geçeceği ve korunacağının söylenmeyeceği ve fakat olası bir el koyma halinde T.C. Anayasası, AİHS hükümleri ve Danıştay'ın ilgili kararları gereğince dava yolunun açık olduğu söylenebilir.


 

NOT: Bu kısa yazı tavsiye veya kesin sonuç vaadiyle yazılmamıştır. Hukuki yardım için lütfen Av. Enes Teker ile iletişime geçiniz.